GELECEĞİN ELEKTRİĞİ

EAST elektrik üretimi projesiyle yeni bir elektrik üretim teknolojisi karşımıza çıkmaya başlıyor. Bahsi geçen bu sistem Çin’de füzyon reaktörüdür ve Güneş’ten 6 kat daha sıcağa ulaşabilir.Öncelikle füzyon reaktörünüde bilmekte fayda var.Füzyon reaktörleri insanlığın son 50 yıldaki sınırsız enerji isteğini sağlamak için çalıştığı temiz bir enerji biçimidir.
 Füzyon iki atomun birleşip yeni bir atom oluşturmasıdır.Büyüklüklerinden ötürü çekirdeklerinde muazzam bir basınç oluşur. Atomlar baskı ile birbirlerine yaklaşır ve çarpışma ihtimalleri arttırılır. Bunun Dünya üzerinde kolay bir yolu var tabiki.Yüksek sıcaklıklarda atomlar hızlı hareket eder ve çarpıştırılabilir. Çarpıştıkça füzyon ortaya çıkar. Ancak burada bir sorun ile karşı karşıya kalabiliriz.Atomlar sıcaklık ne kadar yükselirse, o kadar hızlı hareket ederler  ve çarpışma ihtimalleri düşer.Sıcaklık çok az olursa da, atomlar yeterince hareket edemeyeceği için çarpışamaz.Bunun çözümü sıcaklığı ideal dereceye getirmektir.İdeal derece 100 milyon santigrat derecedir.Yani Güneş sıcaklığının 6 katı diyebiliriz.

Çin’de yapılan deneyde bu sıcaklığa sadece 10 saniye ulaşabildiler.Nitekim bu test yaklaşık 10 megawatt gücünde elektriği  bitirdi.10 Megawatt elektriği somut olarak örnekleştirirsek 1600’ü aşkın evin bir yıllık enerjisine eşdeğer diyebiliriz.EAST deneyinde ise 10 saniyelik süre zarfında bu enerjinin yarısını bile elde edemediler.O yüzden geleceği parlak olsa da şu anlık hayal kırıklığı diyebiliriz.

Burada devreye Lockheedmartin giriyor.Lockheedmartin kamyona dahi sığabilecek bir füzyon geliştirdiğini öne sürüyor.100 megawatt enerji üreten makina olacağını söyledi.Bu enerjiyi de örneklendirecek olursak;uçağa birkaç şişe kalkış benzininden sonra bu enerji sayesinde yakıt ihtiyacı duymadan bir yılı aşkın sürede uçabilecek.Bir diğer örnek ise bir yıllık 50 bin kişilik semtin elektriğini karşılayabilecek güçte olduğunu öne sürüyor.Deniz suyundan temiz su elde etmeninde maliyetini yüzde 60 civarında düşürebileceğini söylüyor. Belki de en iyi örnek Mars’a gitme süresinin 6 aydan 1 aya düşebileceği yönündeki düşüncesidir.

Buradaki reaktörde su kullanılması önemli.

Bir bardak deniz suyundan bir varil petrolden üretilen enerji kadar enerji üretebiliriz .

Peki neden deniz suyu kullanılmak isteniyor hiç düşündünüz mü ?

Bu sorunun cevabını verecek olursa, deniz suyunda hidrojen ve helyum vardır.Deniz suyu hidrojen ağırlıklıdır. Deniz suyu ve sıradan hidrojen bu tepkime de yeterli değildir.Doğru reaksiyon için  fazladan nötronlara sahip döteryum ve trityum izotoplarına ihtiyaç vardır.Döteryum dengelidir ve deniz suyunda vardır.Ancak trityum çok zor bulunan bir elementtir.Radyoaktif bir elementtir ve Dünya’da 20 kg kadar bulunur. Bu elementi de çoğunlukla nükleer başlıklarda kullanırlar.Oldukça pahalı bir elementtir. Sonuçta elektrik üretimini minimum maliyetlerde , sınırsız ve doğal yollarla karşılamak bu işin önceliğidir.

Trityum yerine yeni başka bir füzyon arkadaşı bulmaya çalışıldı. . Helyum 3 olan helyum izotopu alternatif olabilir diye düşünüldü.Yalnız küçük bir aksilik daha vardı. Helyum 3 izotopu da Dünya’da nadir bulunacak elementlerdendi. Ama can alıcı nokta burada ortaya çıkmaktadır. Helyum 3’e ay da izlerine rastlanılmıştı.

Ay üzerindeki tabakada daha önceki deneylerde ve çalışmalarda helyum3 rezervlerine rastlanıldı.

Helyum 3 izotopu neden bu kadar önemli ?

Nötronlar, elektron ve protonların aksine herhangi bir elektrik yükü taşımadıklarından, manyetik alanlardan rahatça geçiyor ve ölümcül radyasyona yol açıyorlar. Bu yüzden bünyesinde nötron barındırmayan helyum-3 izotopu, özellikle Tokamak olarak anılan manyetik kalkanlı füzyon reaktörlerinin çalışabilmesi için çok önemli bir yakıt.

Helyum-3 normalde Güneş tarafından uzaya bol bol saçılıyor, ancak Dünya’nın manyetik kalkanı yüzünden bize pek ulaşamıyor. Ay’ın herhangi bir koruması olmadığından, milyarlarca yıldır Ay toprağında biriken çok ciddi miktarda helyum-3 mevcut. Analizler Ay yüzeyinde yaklaşık 5 milyon ton helyum-3 olabileceğini ortaya koyuyor. Bu miktar tüm gezegenin enerji ihtiyacını asırlarca karşılamaya yeterli.

Bahsettiğimiz gibi ay tabakasındaki tozlarda helyum3 vardı ve eğer bu elementi ayrıştıracak teknoloji ortaya çıkabilirse bu elementi sınırsız bir şekilde elde edilebilirdi.Bu ayrıştırma yapıldığında milyarlarca yıl yetecek kadar enerji üretebilecek ve insanlık elektrik enerjisi üretme de çağ atlayabilecekti. 

NASA’nın belkide AY’a kalıcı istasyon kurmaya çalışmasının gerçek nedeni de ortaya çıkmıştır.

Aslında ufak bir sorun daha var gibi düşünebilirsiniz.Trityum gibi radyoaktik bir yakıtın sızması doğa için tehdit olarak kabul edebilirsiniz.Trityum oksijenle bağ kurarak radyoaktif maddeye dönüşüyor. Haliyle bu dönüşmeden sonra suya sızması bile çevre için tehlikeli sayılabilir.Ancak trityum elementi nükleer füzyonda aynı anda birkaç gramdan fazla kullanılamayacaktır.Yani olası bir sızıntı da hızlıca seyrelip yok olacaktır. Bu nedenle çevre zararı gibi bir durum ortada gözükmemektedir. Bu sayede sudan elektrik enerjisi üretebilir. Sınırsız kaynaklarla çevre dostu hayat yaşamaya başlanabilir. 

Yazı için kaynak olarak kullandığım youtube kanalı olan BEBAR BİLİM kanalına ve aşağıda linkini paylaştığım “Gerçek Bilim” sitesine teşekkür ediyorum.

( https://www.gercekbilim.com/f-16-ureticisi-lockheed-martin-kucuk-fuzyon-reaktoru-uzerinde-calisiyor/ .)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir